as such - Türkçe İngilizce Sözlük

as such

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"as such" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 28 sonuç

İngilizce Türkçe
General
as such zf. böyle
Even if there are not conflicts as such, progress in this area is important also for economic reasons.
Böyle bir çatışma olmasa bile, bu alanda ilerleme kaydedilmesi ekonomik nedenlerle de önemlidir.

More Sentences
as such zf. aslında
Money, as such, has no meaning.
Paranın, aslında, hiçbir anlamı yok.

More Sentences
as such zf. bu itibarla
As such, I would ask you to give OLAF's work your full support, also in its present form.
Bu itibarla sizden OLAF'ın çalışmalarına mevcut haliyle de tam destek vermenizi rica ediyorum.

More Sentences
as such zf. gerçekte
Money, as such, has no meaning.
Paranın gerçekte bir anlamı yoktur.

More Sentences
as such zf. öyle
Yes, they are and, as such, we supported and helped them in Afghanistan.
Evet, öyleler ve bu nedenle Afganistan'da onları destekledik ve onlara yardım ettik.

More Sentences
Colloquial
as such expr. bu haliyle
As such, it is a step removed from the domination of blunt power motives in politics.
Bu haliyle OLAF, siyasette kör güç motiflerinin hakimiyetinden bir adım uzaktadır.

More Sentences
General
as such zf. şöyle
as such zf. böylesi gibi
as such zf. böylesi
as such zf. bu sıfatla
as such zf. gerçekte benzer böylesi gibi
as such zf. bunun gibi
as such zf. kendi başına
as such zf. (kendi) doğasına bağlı olarak
as such zf. kendiliğinden
as such zf. (anılan özelliğine) bağlı olarak
as such zf. haddizatında
as such zf. doğası gereği
Phrases
as such expr. bizatihi
as such expr. bu bakımdan
as such expr. bu kapsamda
as such expr. böyle olunca da . . .
as such expr. benzer
as such expr. (hal) böyle olunca da . . .
Colloquial
as such expr. bu şekilde
as such expr. şu anda olduğu gibi
as such expr. tam olarak
as such expr. tamı tamına

"as such" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 64 sonuç

İngilizce Türkçe
General
such as ed. mesela
They export a lot of fruit, such as oranges, grapefruits and lemons.
Pek çok meyve ihraç ederler, mesela portakal, greyfurt ve limon.

More Sentences
Technical
such as i. örneğin
Such as?
Örneğin?

More Sentences
such as expr. gibi
Think of countries such as Brazil or India where we will gain market share.
Pazar payı kazanacağımız Brezilya veya Hindistan gibi ülkeleri düşünün.

More Sentences
General
people such as these i. bu gibiler
stroll along (such as a river) f. yanından geçmek (nehir vb)
such as it is zf. her nasılsa
until such time as zf. inceye kadar
until such time as zf. -inceye kadar
as such in ed. -de olduğu gibi
Phrases
in situations such as this expr. bu gibi durumlarda
such as it is expr. hiç bir anlamı/değeri olmamasına rağmen
such as it is expr. kötü veya değersiz olmakla beraber
there’s no such thing as bad advertising expr. reklamın iyisi kötüsü olmaz
there’s no such thing as bad publicity expr. reklamın iyisi kötüsü olmaz
there’s no such thing as bad advertising expr. reklamın kötüsü olmaz
there’s no such thing as bad publicity expr. reklamın kötüsü olmaz
such as it is expr. pek değeri olmasa da
in such a way as to expr. .....ecek şekilde
unlike subjects such as expr. ...gibi konuların aksine
Proverb
there's no such thing as a free lunch her şeyin bir bedeli vardır
there ain't no such thing as a free lunch her şeyin bir bedeli vardır
Colloquial
such as yours expr. seninkine benzer
Idioms
there’s no such thing as a stupid question expr. aptalca soru yoktur
there’s no such thing as a stupid question expr. saçma soru yoktur
there’s no such thing as a stupid question expr. soru sormaktan çekinme
there’s no such thing as a stupid question expr. aklına geleni sor çekinme
there's no such thing as a free lunch expr. öyle beleşe/bedavaya olmaz
there ain't no such thing as a free lunch expr. öyle beleşe/bedavaya olmaz
there is no such thing as a stupid question expr. aptalca soru yoktur
there is no such thing as a stupid question expr. saçma soru yoktur
there is no such thing as a stupid question expr. soru sormaktan çekinme
there is no such thing as a stupid question expr. aklına geleni sor çekinme
there is no such thing as bad publicity expr. reklamın iyisi kötüsü olmaz
there is no such thing as bad publicity expr. reklamın kötüsü olmaz
tinstaafl (there is no such thing as a free lunch) expr. her şeyin bir bedeli var
tinstaafl (there is no such thing as a free lunch) expr. hayatta hiçbir şey bedava değildir
tnstaasq (there's no such thing as a stupid question) expr. aptalca soru yoktur
tnstaasq (there's no such thing as a stupid question) expr. saçma soru yoktur
tnstaasq (there's no such thing as a stupid question) expr. soru sormaktan çekinme
tnstaasq (there's no such thing as a stupid question) expr. aklına geleni sor çekinme
Speaking
there ain't no such thing as a free lunch expr. bedava yemek olmaz
there's no such thing as a free lunch expr. bedava yemek olmaz
there is no such thing as right and wrong expr. doğru ya da yanlış diye bir şey yoktur
would be no such thing as expr. diye bir şey olmazdı
there's no such thing as monsters expr. canavar diye bir şey yoktur
there is no such thing as trust expr. güven diye bir şey yoktur
tanstaafl (there ain't no such thing as a free lunch) expr. hayatta hiçbir şey bedava değildir
is there really such a thing as a perfect job? expr. gerçekten de mükemel iş diye bir şey var mı?
there is no such thing as a free meal/lunch expr. her şey karşılıklı
there ain't no such thing as a free lunch expr. hayatta hiçbir şey bedava değildir
such as expr. misal
there is no such thing as miracles expr. mucize diye bir şey yoktur
is there really such a thing as a perfect job? expr. mükemmel iş diye bir şey gerçekten var mı?
there is such a thing as crossing the line expr. ayıp diye bir şey var
there is such a thing as crossing the line expr. ayıp denen bir şey var
Trade/Economic
amount of obligations granted such as guarantees, commitments, bailments, endorsements in favour of the shareholders, participations and subsidiaries i. ortaklar, iştirakler ve bağlı ortaklıklar lehine verilen garanti, taahhüt, kefalet, aval, ciro gibi yükümlülüklerin tutarı
as of such date expr. ilgili tarih itibarıyla
Politics
such as to f. nitelikte olmak
to be such as to f. nitelikte olmak
be such as to f. nitelikte olmak
Automotive
motor-vehicle headlamps which function as main-beam and/or dipped-beam headlamps and to incandescent electric filament lamps for such headlamps i. motorlu araçların uzun hüzme ve/veya kısa huzme olarak çalışan farları ve motorlu araçlar ve römorklarının onaylanmış lamba ünitelerinde kullanılan ışık kaynakları
Medical
patient with cardiopulmonary symptoms such as dyspnoea and chest pain i. dispne ve göğüs ağrısı gibi kardiyopulmoner semptomu olan hasta
recognition of early clinical signs such as headache i. erken dönemde başağrısı gibi klinik belirtilerin tanınması
Slang
there ain't no such thing as a free lunch expr. yok öyle 3 kuruşa 5 köfte